
Yüksek binalar, atmosferik sınır tabakasının daha yüksek ve genellikle daha hızlı hareket eden bölümlerine ulaşır. Bina cephesine çarpan bu akışın bir bölümü yanlara ve çatı seviyesine yönelirken bir bölümü cephe boyunca aşağı taşınabilir. “Downwash” olarak adlandırılan bu mekanizma, üst kotlardaki yüksek hızlı rüzgârı yaya seviyesine indirerek bina girişlerinde ve kule tabanında konforsuz koşullar oluşturabilir. Kule ile podyumun biçimi, bina köşelerinin geometrisi, yakın çevredeki yapı yükseklikleri ve hâkim rüzgâr yönleri bu etkilerin büyüklüğünü önemli ölçüde değiştirir.
Taşıyıcı sistem açısından yüksek binalarda yalnızca ortalama rüzgâr kuvveti değil, rüzgâr yönündeki ve rüzgâra dik yöndeki dinamik tepkiler ile burulma hareketi de önemlidir. Cephelerde değişken basınçlar, yapının doğal frekansları ve sönüm özellikleriyle etkileşerek üst katlarda hissedilen ivmeleri artırabilir. Taşıma gücü açısından güvenli olan bir bina, kullanıcıların hareketi algılaması veya rahatsızlık duyması nedeniyle servis verilebilirlik kriterlerini karşılamayabilir. Bu nedenle yüksek bina tasarımında ana taşıyıcı sistem yükleri, tepe ivmeleri, cephe basınçları ve yaya seviyesi mikroiklim koşulları birbirinden bağımsız değil, aynı rüzgâr mühendisliği probleminin farklı parçaları olarak ele alınmalıdır.
İlgili yazılar
Tümünü gör
Rüzgâr Yükü Nedir?
Rüzgârın yapı yüzeylerinde oluşturduğu basınç ve emme etkileri; ana taşıyıcı sistem yükleri ile cephedeki lokal basınçlar arasındaki fark.

ASCE 7 ve EN 1991-1-4’e Göre Rüzgâr Yükü Hesabı
Şartname esaslı rüzgâr yükü hesabı: MWFRS ve C&C ayrımı, EN 1991-1-4 parametreleri ve şartname katsayılarının yetersiz kaldığı durumlar.

CFD ile Rüzgâr Analizi Ne Zaman Yapılmalı?
CFD’nin şartname tablolarının yetersiz kaldığı geometrilerde ve yaya konforu çalışmalarında sağladığı avantajlar ve sonuçların güvenilirliği.